Google indexleme yapma orani
Google İndexleme’yi genelde Belirli saat aralıklarında Yapmaz bu İndexleme Sitenin içindeki Dizayn , Güncellik , içerik , Site yaşı , Pagerank, Gibi Unsurlara bakarak , Gunluk haftalık , aylık , saatlik, dakikalik , olarak indexleme yapar.Web sayfalarının indexlenmesinde tasarım , kodlama ve içerik oldukça önemlidir.Kendi tasarlayıp kodladığımız ve özgün içerik girdiğimiz sitelerimiz daha popüler ve ön saflarda olacaktır.Google farklı olan şeyleri sever.
Öncelikle Google dizinine siteleri nasıl indexler onu inceleyecek olursak :
- İndexlenmek demek ; arama motorlarının sitenizi kendi veritabanına yani veri kaynağına kaydetmesi demektir.Google arama motorunun 3 adet bilinen “bot” u vardır. Bot arama motoru yazılımlarının bir parçasıdır. Sitenizin her sayfasına girer, kategorilendirir ve son olarak da veritabanına kaydeder.Google’ın iyi bilinen 3 botu: Adsense Botu, FreshBot ve DeepCrawl. Sitenizin arama motorlarına indexlenmesi demek daha çok ziyaretçi ve kitleye ulaşmak demektir.Ziyaretçi olmadıktan sonra web sayfasının herhangi bir anlamı kalmaz.Ziyaretçi çekmek için arama motorları önemli derecede rol oynar.İnternet kullanıcılarının hemen hemen tamamı arama motorlarını kullanır.
Sitelerimizi daha hızlı nasıl indexletiriz konusuna gelecek olursak :
- Site haritası (Sitemap) : Öncelikle sitemize bir site haritası oluşturmalıyız.Bu sayede arama motorlarının bağlatılarımıza ve içeriklerimize daha kolay ulaşmasını sağlamış yani yol göstermiş olacağız.Site haritası oluşturmak için Sitemap Generator sitemap oluşturma aracını kullanabilirsiniz.Bu servis kısıtlıdır.Sitemap içerisinde kısıtlı sayıda link oluşturur.Başlangıç olarak ideal bir sistem.Şayet az içerikli site kullanıyorsanız işinizi görebilir.Ama WordPress tarzı sürekli içerik girilen blog sistemi kullanıyorsanız daha iyi bir araç olan ve wordpress eklentisi olan Google Sitemap Generator eklentisini kullanabilirsiniz.
- Robots.txt: Site haritamızı hazırladık.Şimdi ise robots.txt dosyasını kullanarak arama motoru botlarına yol verelim.Şayet indexlenmesini istemediğiniz dizinler var ise Disallow:/dizin/ satırını ekleyerek engelleyebilirsiniz.İşlemlerinizi tamamladıktan sonra robots.txt dosyanızı sitenizin ana dizinine gönderin.Botlar geldiğinde kolayca ulaşıp tarayabilsin.
- Meta tagları: Seo konusunun temel taşlarından olan meta taglarından bağzılarını kullanarakda sitemizin daha hızlı indexlenmesini sağlayabiliriz.Bunun için ise <head></head> taglarımızın arasına <meta name=”robots” content=”index, follow”> kodunu ekleyerek tüm içeriği indexlemesini belirtebiliriz.
- Google webmaster araçları : Tüm gereksinimlerimizi tamamladık.Şimdi sıra sitemizi google’a bildirmekte.Öncelikle Google Webmaster Araçları‘na girelim.Daha sonra ise gmail hesabımız ile giriş yapalım ve site ekleyin butonuna basarak sitemizi ekleyelim.Daha sonra verilen yönergelere göre sitemizi doğrulayarak asıl sahibi olduğumuzu belirtelim.Daha sonra ise Kontrol Paneli–>Site Yapılandırması –>Site Haritaları bağlantısını izleyerek sitemap ekleme kısmına gelelim.Bir site haritası gönderin butonuna basarak ilk adımda oluşturduğumuz site haritamızı ekleyelim.Webmaster araçlarından site haritası ekleme işlemi bu kadar.Bu sayede Google arama motoruna sitemizi eklemiş ve site haritamızı göndermiş olduk.Tabi bu işlemi diğer arama motorlarında yapmamızın artı faydaları olacaktır.Ben en çok Google arama motoru kullanıldığı için buna örnek verdim.İsterseniz diğer arama motorlarında da aynı işlemi uygulayabilirsiniz.Bir sonraki adıma geçelim.
- ADD URL (site ekleme): Site ekleme çıkarma işlemlerimizin sonuncusu olarak ŞU adrese girip sayfamızı google’a paylaşalım
Sitemizi düzgün ve hızlı yoldan indexletmek için yapmamız gereken işlemleri sıraladık.Son olarak sosyal imleme sitelerine ping göndereceğiz ve işlemlerimizi tamamlayacağız.Ping göndermek için aşağıdaki otomatik pingleme adreslerini kullanabilirsiniz.Şahsen bende kullanmaktayım.Ama otopingleme sitelerinde yer almayan sistemlere ping atmak istiyorsanızda tek tek pingleyebilirsiniz.Öğreneğin technorati ping : Webmaster Blog şeklinde sistemlere tek tek ping atabilirsiniz.Ama ben şiddetle otomatik pingleme sistemlerini tavsiye ederim.Kendi kullandığım ve önerdiğim adresler şunlar :
şayet bildiğiniz ve kullandığınız farklı sistem varsa konu altında belirtebilirsiniz.
Sitemizi indexletmek için gereken tüm aşamaları gerçekleştirdik.Bu işlemlerden sonra özgün içerik girerek indexlenmemizi dahada kolaylaştırabiliriz.Tüm adımları uygulayın ve bekleyin kesinlikle indexlenecektir
Klasik giyinme Adabı nedir
Klasik giyinme Adabı nedir ? Günümüzde Artık Okadarda Önemsenmeyen Klasik giyim tarzı olan bu stil ve tarz olarakda Yorumlayabileceğimiz Bir elbise
giyim biçimidir.
Klasik giyim nedir nelere dikkat etmeliyiz ?
Öncelikle Klasik giyim’i sizlere açıklayım Klasik Giyim Şunlardan Oluşur ,
Bir adet Boru paça Kot pantalon , Bir adet Ti-şört , ve Altina Kıyafetlere uygun Bir spor ayakkabı yada buna benzer sportif özellikleri olan Bir kunduradan Oluştan bu 3 lü takıma Klasik giyim tarzı veya klasik giyim stili
adı verebiliriz.
Klasik giyimlerden neden uzaklaştık
Klasik giyinen insanlar genelde hayata bakış açıları ileri düzeydedir , bunun sebebi ise hayata önem verip giyim kuşam’a önem vermemeleridir. bunun çeşitli nedenlerini sizlerle paylaşabilirim ama buna Sayfalar veya saatler yetmez bunun nedenini siz kendi içinizde aramalısınız.
Klasik giyim Gunumuze uygunmudur ?
Klasik giyim gunumuzde haala gayet güzel uyarlanmış çeşitli uygulamalar ile
( modifiye diyelim ) gayet güzel uyarlanmaları tiplemeride mevcuttur bunlara örnekler vermek gerekirse bred pith , angelina jolie , gibi çiftleri gösterebilirim.
Giyim kuşam dersimiz ve klasik giyim hakkındaki makalem burada bitmiştir çeşitli nedenlerden dolayı yorumlarınızın hepsini yanıtlayamadım ama yorumlarınızı yanıtlamaya başladım tşkler iyi ve Klasik giyimli günler dilerim.
30 ağustos zafer bayramını niçin kutlariz ?
30 Ağustos Zafer Bayramınız Kutlu Olsun
Büyük Taarruz 26 Ağustos 1922’de başlamış ve 30 Ağustos’ta düşman püskürtülerek savaş zaferle sonuçlanmıştır. Bu muzaffer günü sonsuza kadar yaşatmak için Ulu Önder Atatürk, bugünü milletimize ve ordumuza hediye etmiştir.
Kazanılan bu büyük zaferden dolayı her sene 30 Ağustos’ta törenler yapılır; Türk Silahlı Kuvvetleri çeşitli kutlama aktiviteleri yapar.
Google ve Yahoo ilişkisi
Merhaba,
Bu yazımda uzun zamandır aynı kulvardaymış gibi ülkemiz insanları tarafından birbiriyle yarıştırılan/karşılaştırılan Google ve Yahoo! oluşumlarını ele almaya çalıştım. İki oluşumda da son dönemlerde alışılagelmişin dışında, beklenmedik bir şekilde yapılan değişikliklere farklı yorumlar getirmeye çalıştım ve değişiklikleri analiz ettim. Umarım işinize yarayabilecek, faydalı bir makaleye dönüşmüştür.
Öncelikle iki oluşumun da hangi alanlarda aktiflik gösterdiğini bir kez daha gözden geçirmek, sanırım belirli bir fikir edinmek için ilk etapta yapılabilecek en güzel şey.Google
Google, faaliyetini ağırlıklı olarak search engine (arama motoru) üzerine yürüten bir şirket. Bunun yanında kullanıcılarına ek olarak sunduğu birçok yan hizmet mevcut. Örneğin Google Adsense, Google Adwords, Google News gibi. Bunun yanında Google Earth gibi yazılım çalışmaları da mevcut. Aynı zamanda dünya çapında arama motoru denildiği zaman akla gelen ilk site.
Yahoo!
Yahoo! ise daha çok portal diye nitelendirebileceğimiz, içerisinde birçok hizmeti bulunduran bir oluşum. Yahoo!, hosting hizmetinden tutun da hava durumuna kadar, online alışverişten tutun da habere kadar bir portalın gerektirebileceği her türlü özelliği/hizmeti kullanıcılarına sunuyor. Dünyaca ünlü Alexa istatistiklerini göz önünde bulunduracaksak -ki kesinlikle göz önünde bulundurmalıyız- Yahoo! şu anda Alexa Top 250 ‘de zirvede bulunuyor takip ettiğim kadarıyla uzunca bir süredir bu yerini büyük bir kararlılıkla koruyor.
Aslında Alexa istatistiklerini göz önünde bulunduracaksak, bu bizim için bir kıstas olacaksa; şirketlerin çeşitli ülkelerdeki faaliyetlerini de göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Alexa istatistiklerine göre google.com 2. sırada bulunuyor, aynı zamanda google.de ise 15. sırada bulunuyor. Yahoo.co.jp ise listede şu anda 10. sırada. Ama yine de genel bir bakış açısıyla yaklaşacağımızdan bizim için ilk iki sıraya bakmak oldukça yeterlidir diye düşünüyorum.
Yahoo, Google gibi spesifik bir alanda faaliyet göstermediği için, daha çok portal olarak hizmetine devam ettiği için Google ile aynı kulvarda sayılmazlar. Bazı internet kullanıcıları, daha doğrusu bazı web teknolojileriyle ilgilenen kişiler, Google ‘ın sunmuş olduğu arama motoru hizmetiyle Yahoo!’nun sunmuş olduğu arama motorunu birbiriyle karşılaştırıyor, sanki Yahoo! tek başına sadece arama hizmeti sunuyormuş gibi düşünüyor; Yahoo!’nun portal olduğu etkenini göz önünde bulundurmadan fikirlerini paylaşıyor. Haliyle de ” Google mı daha iyi, yoksa Yahoo! mu? ” gibi bir soru ortaya çıkartılıyor. Bu yaklaşım ile elma – armut karşılaştırılması arasında pek bir fark yok. İkisi de meyve olduğu halde aynı ürün değil, dolayısıyla karşılaştırılması da mümkün değil.
Bugün zone webmaster forumunda, Google Saçmalıyor.. başlıklı bir konu açıldı, kendisini amatör bir SEO ilgilisi olarak gören bir kişi tarafından, ve konu içerisinde Google’ın yapmış olduğu güncellemelerin sapmalar göstermesine, kararlı bir yapıda olmayışına, beklenmedik sitelerden beklenmedik sonuçlar alındığına değindi konuyu açan kişi. Ve bunu kötü bir gidişhat, tam anlamıyla bir saçmalık olarak yorumladı. Bu konuyu açan amatör arkadaşın düşünceleri hakkındaki fikirlerimi söylemeden evvel konuya gelen yorumlardan birisini sizlerle paylaşmak istiyorum. Çünkü bu yorum internet ile ilgilenen amatör/profesyonel olduğunu düşünen birçok kişinin yanlış bir düşüncesidir:
Karşı gelenler çıkar ama bunu devam ettirecek kapasite yok kimsede Microsoft, Yahoo o kadar fırsatları varken hiçbirşey yapamadılar ve yapamazlarda. Türkiye gibi büyüyen bir pazarda nerede Yahoo ? Nerede Msn Search? Bunlardan arama yapan kim kaldıki 8 yaşındaki çocuk bile ismini bildiği bir oyun sitesine “kral oyun” diye Google’dan aratarak giriyorsa Google hedefine ulaşmış demektir.
Google tartışmasız birinci, eğerki mükemmel bir iskelete sahip, mükemmel bir kadroyla yeni bir Googlevari oluşum ortaya çıkarsa o zaman Google’a bir rakip çıkmış olur. Şu anda öyle bir sistem malesef yok.
Yorumda farkettiğiniz gibi Google ile Yahoo! aynı kefeye konulmuş, Google’ın ezici üstünlüğüne değinilmiş ve Türkiye’yi büyüyen bir pazar olarak nitelendirmiş Fosch rumuzlu arkadaş. Bu yorumun neredeyse hiçbir satırına katılmıyorum ne yazık ki. Neden mi?
Spam!
Öncelike Türkiye kesinlikle büyüyen bir pazar değil, özellikle de internet sektörü açısından bakacak olursak. Aksine yerinde sayan, proje üretmekten aciz, üretilen projelere gerekli desteği bulamayan, kendisini webmaster olarak nitelendiren ve spamdan başka hiçbir icraatı olmayan bireyler yüzünden, bu ve bunun gibi birçok etken yüzünden tam bir çöplük statüsündeyiz aslına bakarsanız. O kadar abartmışız ki artık, o kadar gözümüzü para hırsı ve rekabet bürümüş ki, o kadar egolarımıza yenik düşmüşüz ki “temiz internet” gibi bir şey kalmamış çoğu insan için. Spam yapmaktan proje üretemez olmuşuz, aklımızı hep kötü yönlerde çalıştırmışız, olması gerektiği gibi yaklaşmamışız bu sektöre.. Neyimiz büyüyen pazar yahu? Hiçbir şey…
Bizim insanımız daha çok mail listesi toplayarak spam mailler atmakla uğraşıyor. Hatta çoğu webmaster forumunda bunun ticareti bile dönüyor. Bilmemkaç bin sağlam e-posta adresi şu kadar lira gibisinden..
Bizim insanımız botnet besleyerek rakiplerine saldırıyor. Bunu bir çeşit rekabet aracı olarak kullanıyor. Vesaire vesaire.. O kadar kötü şey yapıyoruz ki, aslında şikayet etmeye hakkımız yok. Şikayet edebilecek kişiler arasında kesinlikle değiliz.
Artık çoğu zaman Google üzerinde aradığım herhangi bir şeye yeterli sürede ulaşamaz oldum. Bilgiye ulaşma sürecim uzadı. Her kullanıcı benim kadar tecrübe sahibi değildir, neyin ne amaçla yapıldığını sadece alan adına bakarak bile anlayabiliyoruz, veya description satırını inceleyerek bile anlayabiliyoruz. Ama çoğu kullanıcı ne yazık ki bunlar hakkında detaylı bilgi sahibi değil. Aradığı şeye saatlerce ulaşamayanlar oluyordur, eminim.
Gelelim popülariteye. Ülkemizde Yahoo!’nun yeterince yaygın olmamasının sebebi Yahoo!’nun Türkçe bir servis sunmamış olmasıydı. Türkiye üzerinde kaç kişi İngilizce’yi anadili gibi konuşabiliyor? Kim anlamadığı dilde yapılan bir siteye ilgi gösterebilir ki? Şu anda Google japonca olarak hizmet verseydi, kaçınız bu mükemmel hizmeti kullanırdınız? Veya kaçınız bu mükemmel sistemi kavramak için japonca öğrenirdi? Hiçbiriniz.
İnternet ülkemizden ibaret değildir. Veya ülkemizde ne popülerse aynı şekilde dünyada da o popülerdir diye bir sonuca varmamız da mümkün değildir. Yahoo! gayet popüler, kullanılan, alanında “en iyi” olan bir sitedir. Google ile arama yapmazsanız Yahoo ile yapabilirsiniz, ama aynı şekilde Yahoo!’nun sunmuş olduğu imkanların tamamını Google içerisinde bulamazsınız. Biraz da bu açıdan düşünün.
Ayrıca Yahoo Türkiye, kısa bir süre önce hizmete girdi. Birçok eksikliği mevcut, ama yavaş yavaş sistem oturtuluyor; sürekli gelişim içerisinde. Bir süre sonra ülkemizde popülaritesinin oldukça artacağına, birçok ihtiyacı karşılayabileceğine fazlasıyla inanıyorum. Bu arada ben Google hayranıyım, aksine Yahoo! oluşumuna da oldum olası hiç ısınamadım. Ama ısınamadım veya kullanmaktan hoşlanmıyorum diye de yerden yere vurmak zorunda değilim. Ne demişler; “Yiğidi öldür, hakkını yeme.”
Google, sana neler oluyor?
Aslında kötü bir şey olmuyor! Her şey olması gerektiği gibi. Google da çağın gerektirdiği, gündemin gerektirdiği şekilde kendisini güncelliyor, geliştiriyor. Şahsi fikrim, Google’ın kesinlikle iyi yönde ilerleme kaydettiği şeklindedir. Örneğin artık alışılagelmişin aksine anında indexlenmiyorsunuz. Önceden Google, veritabanına ne bulsa eklerdi, artık böyle değil. Ne bulsa ekliyor gerçi yine, ama sonuçlarda göstermiyor. Belirli bir süre siteyi inceliyor, “gerçekten kayda değer mi?” sorgulamasını yapıyor ve yeterince inandırıcı, tutarlı bir çalışma sergilendiği takdirde istenilen sonuçlar alınabiliyor. Bu da spam sitelerin engellenmesi konusunda aslında oldukça etkili bir süreç.
Aynı şekilde Google Pagerank güncellemelerindeki beklenmedik hareketlilikler de sadece iyileştirme amacını taşıyor. Düşünsenize, hepimiz güncelleme dönemi yaklaştığında veya güncelleme biter bitmez anında link inşasına başlıyoruz, çünkü başka türlü üst sıralarda yer almak artık sanıldığı kadar kolay değil. Özgün içeriğin yanında o özgün içeriğe hak ettiği değerleri verebilmek için de extra çaba sarfetmek gerekiyor. Bunun bu şekilde olmasının sebebi de insanın doğuştan gelen bazı kötü özelliklere sahip olması. Şunu iyice kabul edelim, “Kendimize hakim olamıyoruz.”
Her Google Pagerank güncellemesinde sitelerimiz iyi kötü bir değere sahip oluyor. Son dönemlerde meydana gelen Google’ın sistem değişikliği politikasını da kötü yorumlamamak gerekiyor. Unutmayın, herkes için kötüyse sonuç olarak üzülme gerektirecek herhangi bir durum yoktur. Korkmanız gereken durum; herkesin olumlu şekilde ilerlemesinin yanında sizin geriye doğru gitmenizdir. Örneğin şu anda PR 6 site ciddi manada değerli bir site sayılıyorsa, Pagerank konusunda yapılan cimriliklerin sonucunda PR 5 site ciddi manada değerli bir site olacak, veya PR 3 site… Ama ne olursa olsun, bu yapılan güncellemelerin gerçekten “iyi” olduğunu düşünüyorum.
Bilinen etkenlerin dışına çıkmak, farklı bir analiz yaparak sonuçları aktarmak internet kullanıcıları için daha hayırlı bir iş olacaktır. Kişiler isteklerine daha kısa sürede ulaşacak, özgün içerik sahipleri de, gerçekten ilgi ve emek sarfeden sitelerin sahipleri de emeklerinin karşılığını alacaktır.
splinter cell oyun tanitimi
Splinter Cell Oyuna başladığımız ilk dakikalarda bile artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı hissiyatı öyle bir pençesine alıyor ki insanı hikâyeye son noktayı koyana kadar kendinize gelemiyorsunuz. Sam Fisher’ın geçmişiyle ilgili yer yer araya giren silik anılar ve anekdotlar eski oyunlara göre Conviction’un daha samimi bir hava içerisinde geçtiğini hissettirebilir. Son görevinden sonra arkasından dönen olayları açığa çıkarmak ve bazı eski defterleri kapatmak için ortadan kaybolan kahramanımızın bela yine yakasını bırakmıyor. Bir şekilde izi bulunduktan sonra yine eski günlerde olduğu gibi verilen direktifleri yerine getirmeye çalışırken buluyoruz kendimizi. Diğer Splinter Cell oyunlarına nazaran çok daha duygusal bir Sam Fisher yönetiyoruz. Artık çok daha sert kararlar veren ve duygularını şiddetle ortaya koymaktan çekinmeyen bir karaktere bürünmüş. Ayrıca yaşanan entrikaları ve işin ajanlık tarafını bir kenara bırakırsak olayların intikam alma atmosferi içerisinde geçtiğini düşünebiliriz.
Oyunun artık tamamen sinematik bir temel üzerinde şekillendiği daha ilk dakikalardan dikkatinizi çekecektir. Birbirinin peşi sıra gelen görevleri yapmak yerine gitgide daha da oyuncuyu kendine çeken veya sürükleyen bir cehennem temposu üzerinde ilerliyor hikâye.

